Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı - Bölüm 1 15
içinde ,

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı – Bölüm 1

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı – Bölüm 1

Fransa, 20 Aralık 1997 , Sabah saatlerinde gazete sayfalarında bir flaş haber yayınlandı. Fransız emniyeti tarafından yayınlanan bu haberin içeriği sok ediciydi.

Önemli uyarı, tüm antikacıların ve eski sanat eserleri koleksiyoncularının dikkatine. Bir kaç gün önce bölge emniyet deposundan bazı antika eşyalar çalınmıştır. Çalınan eşyalar arasında arka tarafında Louis Arpo 1743 yazısı kazınmış olan oval şekilde bir aynada bulunmaktadır. Böyle bir ayna bulanlar ya da görenler lütfen en yakın da ki emniyet birimine ihbarda bulunsun. Lütfen bu aynayı satın almayın, teyminat olarak bırakmayın ve yakınınızda bulundurmayın. Ölümcül tehlikeler taşıyan bu eşya şu ana dek 38 kişinin ölümüne neden olmuştur.

Böyle bir bildirim 18. Y.Y. insanını hiç şaşırtmazdı, ancak 20. Y.Y. batı insanı için bir deyimle “bu kahve biraz sert” tabiriyle söylenebilecek kadar sert ve şaşırtıcıydı. Ardından Paris antikacılar birliği başkanı bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Hırsızın aynayı satmak isteyeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle geniş halk kitlelerini bu son derece tehlikeli esere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarmak istiyoruz.

Kısa süre sonra haberin ayrıntıları da kamuoyuna yansıdı. Bu aynanın çok uzun ve trajik bir hikayesi vardı. Aynanın yapımcısı 1700’lü yıllarda yaşamış olan Louis Arpo’nun kara büyü ile uğraştığı rivayet edilir. Arpo aynasının baroks dilinden yaldızlı maundan yapılmış kalın ve gösterişli bir çerçeve ile süslemiştir. Bu çerçevenin tepesinde boruya üfleyen iki melek figürü vardır.

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı - Bölüm 1 16

 

Yapılışından itibaren aynaya sahip olmuş 38 kişi kısa sürede çeşitli nedenlerle ölmüşlerdi. Aynanın bilinen ilk sahibi ermeni asıllı Parisli zengin bir banker di. Bu şahıs aynayı 1769 yılında satın almış 30 Eylülde ise bir orman yolunda duran arabasının yanında ise cesedi bulunmuştur. Polis olay yerinde cinayete ya da şiddete dair herhangi bir bulguya rastlayamadığından bunun doğal bir ölüm olduğunun düşünerek dosyayı kapatmıştır.

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı - Bölüm 1 17Beş yıl sonra 1774 yılında ayna kraliyet sarayına genç kraliçe Marie Antoinette geldi. Anlatılanlara göre aynaya ilk baktığında gördüğü şeyler kraliçeyi dehşete düşürdü. Aynada bir cellat tarafından giyotine götürülen beyaz elbiseli bir kız görmüştür. Gördüğü şeyin kendi geleceği olduğunu aklının ucundan bile geçiremeyen kraliçe aynayı saraydan çıkarttırdı. Aynanın kurbanlarında biri laura norrell isimli genç bir kızdı. 1853 yılında 18’inci yaş gününde hediye olarak gelen aynaya bakar bakmaz kızın rengi sarardı ve misafirlerin önünde yere yığılan laura bir daha da kalkamadı. Kızın ölümüne bu yaştaki insanlar için pekte tipik olmayan beyin kanaması sebep olmuştur.

Nihayet 1910 yılında lanetli ayna jandarmalar tarafından maddi delillerin saklandığı depoya kaldırıldı. Ancak bir süre sonra yeniden tarih sahnesine çıktı. 1943 yılı Eylül ayından markus de fornaroli iş birlikçisi olduğu nazi önderlerini ve vermas subaylarını davet ettiği bir gece düzenlemişti. Markusun karısı gece yarısından önce yatak odasına gitti ve arkasından kapısını kapattı. Biraz sonra karısına iyi geceler dilemek için odaya gelen fornaroli karısını odada bulamadı, kadın adeta buharlaşmıştır. Salona geri dönerek misafirlerinden biri olan gestapo görevlisine anlattı. Gestapoya haber verildi, villa ve çevresi didik didik arandı ama kadın bulunamadı.

Odada kadının oturduğu koltuk devrilmişti. Aynana yüzeyi ise tırnak ve ya bir yüzüğün bıraktığı çiziklerle doluydu. Belli ki kadın kendisini odadan çıkarmaya çalışanlarla var gücü ile direnmişti, ancak pencereler içeriden sıkıca kitliydi. Daha sonra genişletilerek yürütülen soruşturmalar da hiç bir sonuç vermedi. Tek bir ipucu dahi bulunamamıştı, ancak olaydan kısa süre önce 1935 yılında fornaroli satın aldığı bu villanın tam da bu odasında evin bir önceki sahibinin kızının da gizemli bir şekilde kaybolduğu öğrenildi. Ayna o zamanda aynı yerde duruyordu.

Çok sayıda araştırmacı bu ayna ile bağlantılı ölümlerin sırrını çözmeye çalıştır. Antika uzmanları da bu aynanın sıradan bir eşya olmadığından emindi. Bu şey insanların akıl sağlığını bozuyor ya da öldürüyordu. Kimilerine göre bu ölümcül etkinin nedeni aynanın üzerinde ki boruya üfleyen melek figürleriydi. Bu figürler bir şekilde insanların iradesini ellerinden alıyor olmalıydı. Kimilerine göre ise aynanın çevreye yaydığı bu karanlık enerjinin nedeni yapımcısı tarafından tılsımlanmış olmasıydı.

Uzmanlara göre ölümlerin nedeni aynanın yüzeyinde kullanılan ve öncelerinde %30 oranında cıva içeren avargamdı. Ancak bir insanın cıva buharından ölmesi için en az beş sene onunla nefes alması gerekirdi. Sebep tam olarak bu olamazdı. Belki de bu ayna sahiplerinden birinin katline ve ya acılar için de ölümüne şahitlik etmişti. O zamandan beri insan acılarının olumsuz enerjisini içine hapseden ayna bu enerjisini her yeni sahibine geri yansıtıyor olmalıydı. Gerçek ise hiç bir zaman açıklığa kavuşmadı.

İşte bu ayna 1997 yılında yüz yıla yakındır kilit altında tutulduğu polis deposundan çalındı. Tüm ülke halkı ölüm tehlikesine karşı uyarılıyor. Aynayı görenlerin acilen ihbarda bulunması isteniliyordu. Bu suç tarihinde ilk defa cansız bir eşya için çıkartılmış bir yakalama emriydi. Bu ürkütücü nesnenin bu gün nerede olduğu bilinmiyor. Acaba yeni sahibi onun özelliklerinden haberdar mıydı ya da bu aynayı kullanıyor mudur.

Neden aynaya bakarız ? Aynanın tarihçesi.

Parapsikologlara göre genelde eksiklerimizi görmek için. Saçımız hoşumuza gitmez, yüzümüz solgundur, fiziğimiz ideal ölçülerde değildir, kızmaya ve üzülmeye başlarız. Ayna ise o sırada bizim tüm duygularımızı kaydeder ve bir süre sonrada geri yansıtmaya başlar. Çünkü o sadece yansıtmıyor ayna aynı zamanda topluyor ve hapsediyor. Yani ona yansıtılan tüm enerjiyi hafızasına alıyor. Atalarımız bundan haberdardı, aynaların mistik güçleri ile ilgili bu inanç ve bilgiler uzak geçmişlerden günümüze kadar geldi.

İnsanın ilk aynayı yapmasından bin yıllar önce şamanlar büyü tedavi ve ya çeşitli nedenlerle yapılan ayinler sırasından insanların suya yaklaşarak kendi yansımalarına bakmalarını isterlerdi. Yüzün su da ki yansımasına bakan şaman ne tür bir ayin yapacağına karar verirdi.

Volkanik patlamalarda lavlar soğurken doğal cam olan obsidyen oluşur. Az sayıda ülkede bulunan obsidyen Anadolu da Hasan dağı, Nemrut dağı, Ağrı dağı, İkizdere, Sarı kamış ve Kars civarında bolca bulunur. Binlerce yıl boyunca Anadolu işlenmiş obsidyen satmıştır. Obsidyeni olmayan mısırda bu malzeme kutsal sayılır ve törenlerde kullanılırdı. Mısır piramitlerinde ki mezar odalarında obsidyen ameliyat bıçakları bulunmuştur. Obsidyenden yapılmış bir bıçağın modern ameliyat bıçaklarından daha keskin olduğunu söyleyen uzmanlar var.

Dünyanın en eski aynası ise Çatalhöyükte bulundu. M.Ö. altı binlerde obsidyenin bir yüzeyi parlatılarak yapılan ayna Anadolu medeniyetleri müzesindedir. Obsidyen ayna örnekleri orta doğu teknik üniversitesi bilim ve teknoloji müzesinde de sergilenmektedir.

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı - Bölüm 1 18

Eski Mısır’da Ayna !

Aynalar tüm dünyada ki eski dinlerin mitolojileri ve dönerlerinde tanrıların özelliği olarak karşımıza çıkar. Böylece binlerce yıl öncesinin mısırında henüz gize vadisinin bir ada olduğu ve deniz sularının spenksin ayaklarını ıslattığı zamanlarda din adamları güneşin doğuşu için gizli törenler yapar. İlk güneş ışıkları spenksin anlında bulunan altın bir aynaya yansırdı. Aynı zamanda 19. hanedanların mezarları arasında muhtemelen tanrıların kehanetleri ile ilişkili tanrıça hentarın başındaki boynuzların arasına yerleştirilmiş disk şeklinde aynalar bulunmuştur.

Mezopotamya’da Ayna !

Lamasto adında mezapotamyalı bir tanrıça ya da dişi bir şeytan erkekleri baştan çıkartır saldırır ve çocukları annelerinden kaçırırdı. Büyük bir olasılıkla hastalığın ve ölümün simgesiydi. Bu tanrıça tasfirlerinde zamanın geçişini büyüyle ifade edilen dişiliği bir tarak bir ayna ve bir ih taşırdı.

Yunan Mitolojisinde Ayna !

Yunanlılar arasından aynalar ile ilgili çok çeşitli mitler vardır. Bunlardan biri gorgonlar arasında tek ölümlü olan medusayı öldürmek zorunda kalan perseusun mitosudur. Bunun için bu kahraman üç güzellerin vermiş olduğu kanatlanmış ayakkabıları giyerek yükselir. Bu sırada athena savaşçının baktığı her kişiyi taşa döndürme yeteneğine sahip olan korkunç medusaya bakmasını engellemek için üzerine ayna şeklinde bronz bir kalkan gerer ve bu şekilde kafasını kesebilir.

Aynalar konusunda narkisos mitosunuda hatırlatmak gerekir. Narkisos hiç kimseye sevgi duymayan eşsiz güzelliğe sahip bir gençtir. Bir infa ona aşık olur fakat o yalnızca kendisi ile ilgilenir ve infayı reddeder, infa aşkından ölür. Bunun üzerine tanrıça artemis narkisosu bir pınarda aksini gördüğü zaman kendine aşık olmak ile cezalandırır.

Eski Roma’da Ayna !

Eski romalılar çanak şeklinde olan nebi gölünü doğa ve bereket tanrıçası olan diana’ya adamışlardır. Burada tanrıçanın din adamları ay ile ilgili törenler ve ayinler yaparlardı. Burası daha sonra diana’nın aynası olarak adlandırıldı. Hatta bu törenler romanın kuruluşundan öncede yapılmaktaydı.

Yeni eflatuncu pilaitinos şöyle der; insan ruhları baküs’ün aynasına baktıkları zaman kendilerini. Onları zekaya bağlayan ipi koparmaksızın aynalara attılar. Arada bir zeus onlara acıma gösterir onları yukarı doğru yükseltirdi.

Aztekler’de Ayna !

Aztek penteonunda buğulu aynanın efendisi teslaktipoka tanrısı gibi değişik örnekler buluyoruz. Teslaktipoka panteonun en eski tanrısından birisidir ve büyüyü yönetir. Eski meksikayı süsleyen parapsikoloji fenomenleri ona adanırdı. Onun siyah aynası ay ile ilişkiliydi ve henüz güneşin aydınlatmadığı ilk yer yüzünden kalkmış bir buzlu aynadan yapılmıştı.

Devamı yakında…

Ayna, Belirsizliğe Açılan Kapı – Bölüm 1

Yazar Mehmet iPEK

Yükseldikçe küçülen bir uçurtma.
Bilgi güçtür, gücünü göster!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir